Monday, December 13, 2010

İzmir Günleri

Olm bu ne soğuk? Brighton'da bu kadar çok üşümedim ben. Yanlış yere mi indim ben acaba?

Yolculuk hakkında kısa notlar:

- İngiltere'de trene binerken, önce kapıda, bazen(gelirse) kondüktöre, çıkışta da tekrar kapıda gösteriyorsunuz. Kısaca saçma diyebileceğimiz bu sistem canımdan can aldı. İlk trenim zaten iptal oldu, sonraki trene binmişim; üşümüş ve olağanca yorgun bir adamım. Sen girdikten sonra o 20 metrelik mesafede biletleri düşür, her yeri ara tara bulama... Misler gibi 3,5 pound'a aldığım bilet patladı, gidip 13,5 pound verip yeni bilet aldım. Sonra yeni biletini aldığım tren de rötar yaptı. Zaten uzun yolu izleyen bir trendi. Hah dedim, Türkiye yolculuğu başladı.



- Uçak yolculuğu filan fena değildi. Londra - İstanbul uçağında kesin ünlü olur diyordum, oldu da: Emre Aydın ve Gülşen vardı. Ünlüler çiftliği sıtayla. Haa, İstanbul - İzmir uçağında da Mansur Ark var idi. Bizdensin Mansur!!!


- Ev. Şu iki harf nelere bedelmiş. Sıcağı ayrı sıcak, yemeği -ee haliyle- ayrı lezzetli. Bir de buraya gelmem çok iyi oldu. Bazı şeyleri insan gerçekten daha iyi idrak edebiliyor. 

İyi oldu abi işte. Daha ne diyeyim. :) 23 Aralık'a kadar yiyip, içer, yatarım ben anca :)

No comments:

Post a Comment